Tuesday, February 23, 2010


'Biz bir nesneye bakarken, göz ona dokunur ve henüz o nesneyi görmemişken bile, ona çoktan dokunmuşuzdur.'
Maurice Merleau

Şubat ayında katıldığım bir workshop Kayıtdışı.Bu sene üçüncüsü düzenlendi.Bu dönemin teması 'dokunmak'tı.Kendi deyimleriyle bu etkinliği 'Kayıtdışı yeni serüveninde ilgisini, mevcudiyetimizi her yönden saran ve aynı zamanda deneyimin ta kendisi olan dokunmaya yöneltiyor.'diye açıkladılar.Mimarlıkla birlikte çok geniş bir alana yayılıyordu.Ben ilk kez katılmış oldum.Farklılık duygusunu tatmak açısından yararlı oldu ve hala grup çalışmalarının eğlenceli, bunun yanında eğitici olabildiğini de bana göstermiş oldu böylece.Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde konakladık bir hafta boyunca.Herkes atölye seçmişti kendisine.Dün-Bugün-Yarın atölyesinde bulundum bende.Başka atölyelere dokunmayı da ihmal etmedim bu nedenle az lafta işitmedim.:)Masalların içinden çıkacağımız düşüncesi beni heyecanlandırdığından bu atölyede bulunmak istemiştim.
Fotoğraf gezileri düzenledik.Dünümüzü, geleceğimizin nereye gideceğini, gelişen ve yıkılan dünyamızı bir kadeh şarap eşliğinde tartıştık, sorguladık.Çalıştık en azından.Denedik ve emek verdik.Duyarlı insanlar çoğunluktaydı.Kısacası bana kattığı şeyler fazlaydı.Teşekkürlerimi sunarım buradan hepsine.Dünüm bugünüm yarınım adındaki workshop atölye konum için yazdığım bir şiir bu da.İstanbul'um adına aslında.


ESKİ BASKI


Dün vardı o zaman.
Sakin sahil yeşilliğimde bulutların özgürlüğü kıskanılırdı.
İstanbul kanatlarımın altındaydı.
Her bir adım için yolları açık, her bir yüzü bana tanıdık
Eskiden gördüklerime dair şimdi imkansız dokunuşlar kaldı.
Durakladım bir süre caddelerinde
Dönüp sordum kendime, şehrime bu gürültü niye?
Bugünüm dünden ne kadar çalıntı geleceğime?
Bana sıcak bir aileyken en köhne sokakların bile
Şimdi her bir pencerende oluşan benzer yıkımlar.
Onarılması çabasız aynı zoraki binalar
Hep başka bir yüksekliğe karşılık yapıldı.
Geçmişe özlem duyan kaç kişi kaldı?
Kulelerin koridorlarında minik gölgeler koştururken
Parklarda oynayan küçükleri kaç kişi hatırladı?
Duvarlar, evler mahalle kokusuna tezatken,
Gökyüzü gölgelerle aynı renge boyanıp
Temelimden yükseldiğim kadar güneş bana uzak kaldı.
Mevsimler, sokaktan ayrı duvarlara kardeş yaşandı.
Bugün bana İstanbul kanatlarımın üstünde kalan bir yabancı
Gelecekse yüzlerimizi gülümsetebilecek
Bir hediye olarak kollarımıza aşılandı.

Zeynep A. / 13.02.2010 02:30

No comments: